Telefon
WhatsApp
İKİ DÜNYA

Milyarlarca insanı yorgun bir ana gibi karnında taşıyan dünya, doğumu asla gerçekleşmeyecek ve aslında bitmeyen sancıyı kıyamet kopana, yer yerinden oynayana dek çekecek dünya. Ölmedikçe hırçınlaşan, ölemedikçe vahşileşen dünya…

İki dünya var. Birbirinden çok farklı görünse de aslında birbiriyle iç içe ve birbirinden öylesine uzak. Tıpkı iki tür çocuk olduğu gibi. Onlar kardeş ve zalim bir babaları var, ayrılıkçı, adaletsiz ve anlaşılmaz. İşte bu ayrımdan iki dünya olmuş.
İlki, çağdaş dedikleri dünya; anası medeniyet babası Tanrı. İkisinden olma kabul görmüş has çocukların dünyası. İlk dünyanın yüzü temizleri; ırkı, dili, dini aynı olanları. Hep bir ağızdan aynı dili konuşup aynı dinden olanları. Seçme çocukların seçkin okullara gidebildiği dünyadır orası. Parayı pul kadar kolay edinenlerin dünyası. Tüm kapıların anahtarı onların elinde. Hep yüksekte olanlar, her savaşta sağ salim hayatta kalanlar, burunları bile kanamayanlar ve yarışmadan kazananlar. Binlerce asırlık kutsal sınıf ayrımının tahtına oturup ikinci dünya çocuklarının kaderini yazanlar. Büyük kentler onlarındır, maden nerede, cevher nereden çıkar hepsi onlarındır. Yönetendir onlar, her şeyi bilen, onları bilmeyene hadlerini bildiren. Böylesi parlak ve güneşlerinin önüne asla bulutun  geçemediği tatlı dünyanın bahtı tahtlı çocuklarıdır ilk dünyanınkiler…

Başka bir dünya daha var oysaki. Güvercinlerin göğsünden vurulduğu. Nehirlerinde insanların boğulduğu. Sarp dağlar ve zümrütten cenneti anlatan ovalar ki; kıymet görmeyen güzel kadınların kaderiyle bir yazılmıştır sanki yazıları. Doğarken öteki doğmuş ölürken ötekisin diye ölmüş. “Bu dünyada ben de varım bu topraklar benim de toprağım, anam atam burada var olmuş” dediler diye ömrü hapislerde geçmiş çocuklar. Ben, Sen, O… Nesin sen ? Irkın ne? Dinin ne? ya mezhebin? Olmadı bu koyu renk derin ne senin? yoksa bizden değil misin? Gir çukurlara! Olmadı sesini kes! Karlı dağın ardında bir köy var orada derme çatma bir ilkokul. Bulursan bir katır; göze alırsan sert iklimi, soğuğu, ayazı, bulursan bir kalem bir de defter parası, haydi git oku! İlk dünyanın yaldızlı kolej çocuklarını sorma sorgulama sakın! Düşünme de! Aslında sadece onları değil sen hiçbir şeyi düşünme! Burada güvercinler neden göğsünden vurulur? Burada köpeklerin adı neden yoktur? Cinslere ayrılmazlar burada köpekler; süslü tasmaları, aşıları, kurusu yaşı bin türlü mamaları yoktur. Delikanlıca köpeklerdir işte koca sürüyü kurttan korur o en adsız haliyle. 
Burada anaların ağıdı neden yasaktır? Burada ben demek niye suçtur? Bunları düşünme! Suskun olmalı kimi coğrafyalar, işte bu ikinci dünyanın çocuklarına sus emri verileli çok olmuş. Yarışmadan kazananların, bilmeden madalya alanların dünyasında tâ başında diskalifiye olmuş buraların çocukları. Arka vagonun gözleri siyah, bahtları kara, ömürleri hebâ çocukları. “Çünkü” lâfı yoktur onlara verilecek yanıtların başında ve aslında yanıta bile tenezzül etmez parlak dünyanın çocukları. Sormak yasaktır, muhakeme etmekse suçtur. 
Değişir mi birgün her şey? Adalet gelir mi bu coğrafyaya, yuvarlak masalardan altın varak koltuklardan buraya da bir haber uçar mı kuşun kanadından? Özgür uçar mı son kuşlar? Kalktığı dala göğsü kanadı tüm olarak konar mı yine? Biter mi bunca ayırımcılık ? diner mi onca ötelenme? Kız kısmının yüzü güler mi mesela ve gülmek edepsizlikten sayılmayıp mutluluk bulutları hepimizin üstünden geçer mi günün birinde? Beni seni onu geçip de “Hepimiz” olur muyuz sevinçle ? Ters yüz olsa iki dünya; aradaki onmaz uçurum kapansa ve bir ağızdan söylense kadim türküler. İki dünyada özgürlüğün ve adaletin dili, dini, ırkı bir olsa. Ayrımcılık yerle bir, İki dünya tek olsa…

 

mhzorkun
KUBAT OPTİK

Yazarlarımız

Reklam

YÜKSELEN IŞIKLAR ANAOKULU

Hatay Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği