Telefon
WhatsApp
KÖR DÜZENİN MAĞDURU: İŞÇİ, ENFLASYON, İŞSİZLİK

Yine bir 1 Mayıs’ı geride bıraktık. Sokaklarda umutla yürüyen işçiler, meydanlarda haykıran emekçiler… Ama kulak veren var mı? İşte asıl mesele bu! Bir yanda enflasyon canavarıyla boğuşan milyonlar, diğer yanda üç kuruşa mahkûm edilen emeğin kutsallığı… Kimsenin umurunda değil!

Resmi rakamlar makyajlanmış. Enflasyon yüzde 70 deseler de pazardaki, marketteki gerçek yüzde 170! Emekçi aldığı maaşla ayın ilk haftasını bile çıkaramaz hale geldi. Hangi adaletten bahsediyoruz? Hangi refahtan? Patronlar kârına kâr katarken, işçiye reva görülen açlık sınırının bile altında bir ücret.

İşsizlik mi? Yalnızca rakam değil, bir haykırış! Her gün bir fabrika daha kapatılıyor, her gün bir iş kolu daha taşeronlaştırılıyor. Gençler diplomalarıyla işsizlik kuyruğunda. Gelecek hayalleri mi? Onları çoktan çaldılar.

Üstüne üstlük sendikal haklar, grevler, toplu sözleşmeler baskı altında. “İşçisin, sus!” diyen bir anlayış, emeğin karşısına duvar örmüş. Ama unutuyorlar: O duvar bir gün yıkılır. Çünkü emeği sömüren bu düzen, bir gün kendi enkazının altında kalacak.

Bu ülkenin alın terini döken işçilerine borcu var. Ama bu borç ödenmek bir yana, her geçen gün katlanıyor. Vergi yükleriyle ezilen, kiralara, faturalara mahkûm edilen işçi sınıfı artık yalnız değil. Meydanlarda, fabrikalarda, sokaklarda haykırıyorlar: "Bu düzen böyle gitmez!"

Ve bir gerçeği daha ekleyelim: İşçi yalnız 1 Mayıs’ta değil, yılın her günü bayramdan uzak. İşçi, işçi bayramında bile bayram edemiyor! İşçi, tüm bayramlarda çalışıyor, alın teri döküyor, hakkını alamıyor. Her bayram, işçiye biraz daha hüzün, biraz daha yük getiriyor. Çünkü bu düzende işçi için bayram, sadece takvimde bir gün… Gerçekte o gün de ekmek kavgası.

Sesimi duyun! Ben; tarlada sıcağın altında çalışan çiftçinin, fabrikada makinelerin uğultusunda ter döken işçinin, asgari ücretle evini geçindirmeye çalışan babanın, mutfakta eksilen tencerenin başındaki annenin, çocuğuna harçlık veremeyen öğretmenin, dükkanında siftah yapamayan esnafın sesiyim! Onların susturulan, görmezden gelinen, yok sayılan sesiyim! Ve ben, abluka altındaki meydanlarda kutlanması yasaklanan 1 Mayıs’ın susturulmaya çalışılan işçi sesiyim!

Bu sistem, asgari ücreti artırsa da işçinin yaralarını sarmadı. O ücret, enflasyonun ateşinde eridi, market raflarında tükendi, kiralarda buhar oldu. İşçinin yarası kanıyor, siz sadece pansuman yapıyorsunuz. Gerçek çözüm; adil bir ücret, güvenli bir istihdam ve insanca bir yaşam hakkıdır.

Yoksulun sırtından bütçe yapmak, işçiyi açlıkla terbiye etmek çözüm değil. Yoksa günü kurtarmakla, sadece kendi koltuklarınızı korursunuz… Ama unutmayın, sandıkta işçinin hesabı büyük olur!

Emeğin kutsallığını ayaklar altına alanlara karşı, kalemimle buradayım. Çünkü bu mücadele, hepimizin mücadelesi!

 

mhzorkun
KUBAT OPTİK

Yazarlarımız

Reklam

YÜKSELEN IŞIKLAR ANAOKULU

Hatay Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği